Ara

Avukatın UYAP'a Bağlı Banka Hesabına Haciz Konulamaz.

Ankara 6. Vergi Mahkemesi, 2018/70 E.


6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunun "Cebren Tahsil Şekilleri" başlıklı 54. maddesinde, ödeme müddeti içinde ödenmeyen amme alacağı tahsil dairesince cebren tahsil olunacağı; "Haciz" başlıklı 62. maddesinin 1. fıkrasında da; borçlunun, mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tesbit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarı tahsil dairesince haczolunabileceği hüküm altına alınmıştır. Bu düzenlemeye göre amme borçlusunun menkul ve gayrimenkul mallar ile alacak ve hakların haczedilebilmesi için ya amme borçlusunun mal bildiriminde bu mal ve hakları göstermesi yada tahsil dairesince yapılacak araştırmalar sonucunda tespit edilen mal ve hakların açık ve kesin bir şekilde borçluya ait olduğunun ortaya konulması ve tespit edilen tutar için haciz konulması gerekmektedir. Diğer taraftan, 2004 sayılı îcra İflas Kanunun "Paranın Ödenmesi ve Değerli Eşyanın Muhafazası" başlıklı 9. maddesinde, İcra ve iflas dairelerine yapılacak her türlü nakdî ödemenin, Adalet Bakanlığı tarafından uygun görülecek bankalarda icra ve iflas dairesi adına açılan hesaba yapılacağı, haciz sırasında, borçlu veya üçüncü kişiler tarafından yapılan ödeme nedeniyle tahsil edilen paraların, en geç tahsilatın yapıldığı günü takip eden ilk iş günü çalışma saati sonuna kadar banka hesabına yatırılmak üzere icra veya mahkeme kasalarında muhafaza edileceği, İcra ve iflas dairelerince yapılması gereken her türlü nakdî ödemenin, ilgilisinin gösterdiği banka hesabına aktarılmak üzere, icra müdürü tarafından resen bankaya verilecek talimat gereği yapılacağı, talimatın paranın icra ve iflas dairesi hesabına yatırılmasını takip eden en geç üç iş günü sonuna kadar verileceği, İcra ve iflas dairelerinin aldıkları kıymetli evrak ve değerli şeyleri kasalarında, zorunlu hâllerde ise kiralanacak banka kasalarında muhafaza edecekleri kurala bağlanmıştır. Dava dosyanın incelenmesinden; avukatlık faaliyetinde bulunan davacının ödenmeyen vergi borçlarının tahsili amacıyla Vakıflar Bankası T.A.O Adliye Sarayı (Ankara) şubesinde bulunan hesabına davalı idarece haciz konulması üzerine, haczin uygulandığı hesabın davacının avukatlık mesleğini yapabilmesi için zorunlu hale gelen hesap olduğu dolayısıyla yasal mevzuata göre haczedilemeyeceği belirtilerek bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlığın temelinde avukatlık mesleğinin ifası için uygulamada açılması zorunlu olan ve daha çok avukat-müvekkil ilişkisi çerçevesinde yapılan tahsilat ve ödemelerin toplandığı banka hesabındaki paraların davacıya ait olup olmadığı başkaca bir anlatımla mesleği gereği müvekkilleri adına yatırılan veya müvekkillerinin dosya takipleri için davacı hesabına yatırdıkları paraların kime ait olduğu hususunda düğümlenmektedir. Uygulamada İcra İflas Kanunu'nun 9.maddesinde, İcra ve iflas dairelerine yapılacak her türlü nakdî ödemelerde aracı kılınacak bankaların belirlenmesinde Adalet Bakanlığı'na yetki verildiği ve Bakanlıkça da anlaşmalı bankanın Vakıfbank olarak belirlendiği dolayısıyla günümüzde avukatlık mesleği icra edilirken her avukatın zorunlu olarak açması ve UYAP sistemine kaydetmesi gereken bir vakıfbank hesabının bulunduğu, diğer yandan söz konusu hesabın şahsi ve kişisel hesap olmasının ötesinde müvekkilleri adına icra müdürlükleri tarafından kendilerine ödemenin yapılması ve yine müvekkilleri adına Uyap sisteminde harç, gider avansı, delil avansı gibi ödemeler için fiilen bu hesabı kullanmaları nedeniyle bu hesapta tutulan paraların salt avukatların şahsi parası olarak değerlendirilemeyeceği anlaşılmaktadır.


Olayda, Mahkememizin 08/05/2018 tarihli ara kararma cevaben davalı idarece verilen dilekçenin ve Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O. Adliye Sarayı Ankara Şubesi tarafından gönderilen banka hesap hareketlerinin incelenmesinden, davacının e-haciz uygulanan banka hesabının mesleki faaliyetinde kullanıldığı görülmekte olup, davalı idarece, bu hesapta bulunan paranın kaynağı ve kime ait olduğu konusunda herhangi bir ayrım ve araştırma yapılmaksızın doğrudan haciz uygulandığı anlaşıldığından, vergi borcu bulunan mükellefin banka hesaplarına kural olarak haciz konulması yerinde ise de, yukarıda izah edildiği üzere davacının UYAP sistemine kayıtlı banka hesabının özel nitelik arz etmesi, çoğu zaman davacının şahsi parasından ziyade avukat sıfatıyla temsil ettiği müvekkillerine ait paraların hesapta bulundurulduğu göz önüne alındığında, idarenin öncelikle hesap hareketleri üzerinden söz konusu hesapta bulunan paraların ne kadarının amme borçlusunun şahsi parası olduğunu tespit edip, o kısma ilişkin haciz uygulaması gerekirken, avukat-müvekkil ilişkisi nedeniyle hesapta müvekkillerin şahsına ait paralarında olabileceği dikkate alınmaksızın banka hesabının tümü üzerine uygulanan haciz işlemi yerinde değildir. Buna göre; 6183 Kanun'un 62'nci maddenin 1 ’inci fıkrasında haciz için öngörülen koşullar oluşmadığından, davacının banka hesabına uygulanan haciz işleminde hukuka uyarlık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne, dava konusu haciz işleminin uygulanması halinde telafisi güç zararlar doğabileceğinden 2577 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca teminat alınmaksızın yürütülmesinin durdurulmasına kararın tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde Bölge İdare Mahkemesi'ne itiraz yolu açık olmak üzere 28/05/2018 tarihinde karar verildi.

1,354 görüntüleme