Ara

Aralarında Organik Bağ Olan Şirketler İşçilik Alacaklarından Müştereken ve Müteselsilen Sorumludur

22. Hukuk Dairesi         2016/1846 E. ,  2018/28016 K.

Gerekçe: 1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Anayasa’nın 138 ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.

Diğer taraftan 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 27. maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki dinlenilme hakkı gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup; bu hak, yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının (hukukî dinlenilme hakkının), ihlâlidir.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’un 297. maddesinde de, verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden söz edilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır.

Somut uyuşmazlıkta davacı vekili, ... Holding grubuna dahil davalı şirketlerde tamir ve tadilat işçisi olarak çalıştığını, iş akdinin davalılar tarafından haksız ve dayanaksız bir şekilde sona erdirildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı ile işçilik ücret alacaklarını talep etmiştir. Mahkemece fazla çalışma,genel tatil ve hafta tatili ücret alacakları bakımından, davacının hizmet döküm cetveline göre davalı işverenler yanında hangi tarih aralıklarında çalıştığı belirtilmeden, davalılar arasında birlikte yada ayrı ayrı sorumlu tutulmalarını gerektiren nasıl bir ilişki bulunduğunun tespit edildiğine dair herhangi bir açıklama ya da hukuki nitelendirme yapılmaksızın, bilirkişi raporunda hesap edilen alacakların bir kısmından tüm davalıların, bir kısmından ise yalnızca bazı davalıların sorumlu olduklarına hükmedilmiş olması isabetli bulunmayıp, aynı holding bünyesinde faaliyet gösteren ve aynı şahıslara ait olup aralarında organik bağ bulunduğu anlaşılan davalı şirketlerin davacının dava konusu fazla çalışma, genel tatil ve hafta tatili ücret alacaklarından müştereken ve müteselsilen sorumlulukları dikkate alınarak, ancak her biri için ayrı ayrı zamanaşımı def'i vs. savunmaları irdelenerek hüküm verilmesi gerektiği anlaşılmakla, bu husus gözetilmeksizin ve yukarıda sayılan ilke ve esaslara aykırı şekilde verilen karar bozmayı gerektirmiştir.

Sonuç:

Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 24.12.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

5 görüntüleme