Ara

Konkordatonun Tanımı ve Türleri

Konkordato, günlük dilde "anlaşmalı iflas" olarak kullanılagelen (http://sozluk.gov.tr/) hukuk terimi olarak ise; "borçlu ile alacaklıların yaptığı anlaşma ile aralarındaki alacak-borç ilişkisinin, karşılıklı olarak belirlenen şartlar çerçevesinde sona erdirilmesi" (Ejder Yılmaz, İcra ve İflâs Kanunu Şerhi, 2016, s: 1256) olarak tanımlanan bir terimdir.


Konkordato, elinde olmayan nedenlerle, işleri iyi gitmeyen veya mâli durumu bozulmuş olan, dürüst borçluları korumak için kabul edilmiş bir müessesedir(Baki Kuru, İstinaf Sistemine Göre Yazılmış İcra ve İflâs Hukuku, 2016, s: 680). Konkordato, vadesi geldiği halde borçlarını ödeyemeyen veya vadesinde ödeyemeyeceği anlaşılan iflasa tabi bir borçlunun; borçlarının vadesinin ertelenmesi ve/veya borç miktarının belli bir kısmından feragat edilmesi yönünde yaptığı teklifin, kanunda gösterilen miktardaki alacaklının oy çokluğuyla alacağı kararın mahkemece tasdikiyle hüküm kazanan bir anlaşma halini alan, kendine özgü bir cebri icra ve kollektif bir tasfiye şeklidir. Konkordato anlaşmasının mahkemece tasdiki halinde borçlunun borçları tasfiye edilir, şayet herhangi bir nedenle borçlunun konkordato talebi mahkemece reddedilirse bu sefer borçlunun iflasına re'sen karar verilecektir.


Keza 7101 sayılı Kanun'un tasarı metninde; ülkemizde 2003 yılından beri uygulanagelen "iflasın ertelenmesi" kurumunun bekleneni veremediği, 6728 sayılı Kanunla revize edildiği, ancak buna rağmen iflasın ertlenmesi kurumunda alacaklıların söz sahibi olamadığı, bu sürecin daha çok borçlu ile mahkemeler arasındaki işlemlerle yürütüldüğü, uygulamada ortaya çıkan sorunlar da birlikte değerlendirildiğinde iflasın ertelenmesi kurumunun tamamen ortadan kaldırılarak alacaklılar ile borçlunun bir müzakere sonucunda anlaşması ve bu anlaşmanın mahkemece tasdiki esasına dayanan konkordato kurumunun daha etkin ve aktif bir şekilde kullanılmasının ticari ve sosyal hayat bakımından bir ihtiyaç olduğundan bahsedildiği görülmektedir, (https://www2.tbmm.gov.tr/d26/l/l-0913.pdf)


Konkordato Türleri


Konkordato;


- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununda düzenleniş şekline göre; adi (iflas içi - iflastan önce) konkordato, iflastan sonra konkordato ve malvarlığının terki suretiyle konkordato,


- Resmi makamların sürece katılımı bakımından; mahkeme içi konkordato, mahkeme dışı konkordato,


- İçeriğine veya yöntemine göre; borcun bölümler halinde ileri bir tarihte ödeneceğini düzenleyen vade konkordatosu, borcun ancak bir kısmının ödenebileceğini öngören tenzilat (indirim) konkordatosu ve her iki yöntemden de bazı esaslar barındıran karma (kombine) konkordato,


olarak sınıflandırılabilir.


Adi Konkordato Süreci


Adi konkordato sürecine dair genel bilgiler 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun gerek 7101 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler öncesinde gerekse değişiklik sonrası dönemde yürürlükteki 285 ve devamı maddelerine göre "mahkeme içi - adi konkordato" (tasdiki) yargılaması süreci;


Borçlunun veya alacaklının başvurusuyla (veya talebiyle) başlayan, Görevli ve yetkili mahkemece borçluya bir geçici mühlet (mühlet) kararı verilmesiyle hukuken geçerli hüküm ve sonuçlar doğuran bir dava sıfatını kazanan,


Alacaklılar ve borçlu arasında, borcun vadesine ve/veya yapılacak tenzilat miktarına göre içeriği ve yöntemi belirlenecek bir anlaşma ile sonuçlanan,


Mahkemece verilen "konkordatonun tasdiki" veya "konkordatonun reddi" kararıyla sona eren,


Netice itibariyle, mahkemenin vereceği kararının borçlu ve tüm alacaklıları için hüküm ve sonuçlarını doğurduğu bir süreçtir.


Konkordato Komiserinin Konkordato (tasdiki) Yargılama Sürecindeki Rolü


2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 7101 sayılı Kanunla değişik 287. maddesine (ve 7101 sayılı Kanun öncesi dönemde yürürlükteki 287. maddesine) göre, konkordato talebinin iletildiği ve geçici mühlet (mühlet) kararı veren mahkeme, mühlet kararı ile aynı anda bir veya birkaç konkordato komiseri görevlendirir.


Konkordato komiseri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 7101 sayılı Kanunla değişik 290. maddesine (ve 7101 sayılı Kanun öncesi dönemde yürürlükteki 290. maddesine) göre, kural olarak "borçlunun yönetim işlerine nezaret etmekle" görevlidir. Mahkeme, şayet gerek görürse mühlet kararında belirleyeceği "bazı işlerin borçlu tarafından yapılmasını komiserin bizzat katılımına (izin/onayına) bağlı kılabilir" veya borçlunun bu süreçte işletmenin faaliyetlerinden el çektirilerek "borçlunun faaliyetlerinin tümünün komiser tarafından yürütülmesine" karar verebilir.


Bu süreçte, mahkeme borçlunun malvarlığının muhafazası için gerekli önlemleri alır. Aynı zamanda Kanun'un borçluya yapmasını açıkça yasakladığı, yapamayacağını emrettiği iş/işlemler ise; mühlet kararından itibaren rehin tesis etmek, kefil olmak, taşınmaz ve işletmenin devamlı tesisatını kısmen dahi olsa devretmek, takyit etmek veya ivazsız tasarruflarda bulunmaktır.


Konkordato komiseri, mühlet içerisinde tüm alacaklıları, alacaklarını bildirmek için davet eder, şüpheli veya çelişkili gördüğü alacakları mahkemeye bildirir, alacaklılar kurulunu toplantıya çağırır, borçlu dahil tüm gerçek ve tüzel kişilerle doğrudan yazışma yaparak bilgi ve belge talep edebilir, mahkemece kendisine verilecek görevleri yapar, sonuç itibariyle konkordatonun kabul edilip edilmeyeceğine dair yazacağı gerekçeli raporu mahkemeye sunar.


Mahkeme, dosyadaki tüm bilgi ve belgelerle komiserin raporunu inceledikten sonra; konkordatonun tasdikine veya reddine karar verir. Konkordato (projesinin) tasdiki kararı verebilmek için borçlunun ödemeyi teklif ettiği meblağın kaynaklarıyla orantılı olması, hatta alacaklıların eline geçebilecek muhtemel ödeme miktarından fazla olması, projenin alacaklıların Kanun'da öngörülen çoğunluğu tarafından kabul edilmiş olması, yargılama giderleri gibi masraflar ile mühlet sırasında zorunlu olan ve komiserin onay verdiği harcamaların yapılması için yeterli teminatın gösterilmesi gibi şartların yerine getirilmesi gerekir. Mahkemece verilecek konkordatonun tasdiki kararında, alacaklıların alacaklarının ne kadarından vazgeçtikleri, borçların hangi vadede ödeneceği gibi hususların yazılması gerekmekle birlikte, taraflar arasında uzlaşılan konkordato hükümlerinin yerine getirilmesi için gerek görülürse bir kayyım atanması da kararlaştırılabilir.


Konkordato tasdik edilmezse; mahkemece bu sefer borçlunun re'sen iflasına karar verilir. Bu aşamadan sonra 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun iflas hükümleri uygulanmaya başlar.

17 görüntüleme